Necdet Ünüvar | Sağlık, Aile, Çlşm. ve Sosyal İşl.

Necdet Ünüvar | Sağlık, Aile, Çlşm. ve Sosyal İşl.

15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiği gece Meclis’te yaşananları kitap haline getirdiğinizi biliyoruz, biraz “Gazi Meclis’te o Gece” adlı kitabınızdan bahsedebilir miyiz?

15 Temmuz hain darbe girişimi hepimizin acı ile hatırladığı karanlık bir geceydi ama sonu aydınlıktı. O gün milletimiz Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile sokaklara dökülmüş ve darbecilere karşı aslanlar gibi direnmişti ama bir yandan da Milletin vekilleri olarak bizler de Meclise koştuk ve Mecliste Meclisimizi korumak üzere sabaha kadar Meclis’te idik.

Çünkü Milletimiz bize yetkiyi sadece kanun çıkartalım yönetmelik yapalım diye vermedi. Aynı zamanda gerektiği zaman bu ülke için canınızı, kanınızı dökün diye verdi. Biz de o gün hiç korkusuzca Parlamentoya koştuk. O gece Meclis Başkanımız Sayın İsmail KAHRAMAN Meclisi açtı.

107 Milletvekili vardı, 81 tanesi AK PARTİ’den, 16 tanesi CHP’dan 10 tane de MHP’den Milletvekili arkadaşlarımızla o gece sabaha kadar bekledik. Ben de o gün Mecliste bulunan Milletvekillerimizle röportajlar yaparak o tarihi geceyi tarihte önemli bir nokta olarak tarihe geçirmek amacıyla “Gazi Meclis’te O Gece” adlı Kitabı yazdım. Kitapta o günün canlı şahitlerinin bizzat verdiği röportajlar bilgiler, sosyal medyada kullandığı mesajlar yine bizim AK PARTİ Grubunun WhatsApp grubundaki yazışmalarımız. O geceye dair Milletvekili arkadaşlarımızın veya medyaya yansıyan video görüntüleri. Dolayısıyla hepsini tarihe önemli bir not olarak düşmek istedik. Güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.

 

Kitabın güzelliği bizzat olayı yaşayanların, birebir yaşayanların yaptığı açıklamalar olsa gerek. Çünkü insanlar yaşadığı şeyleri daha net anlatabilir. İnşallah bir daha böyle bir kitap yazmayı gerektirecek bir gece yaşamayız ve bu, ülkenin yaşadığı en son darbe teşebbüsü olur. Gerçekten o gün 250 vatandaşımız Şehit oldu. 2.200 vatandaşımız Gazi oldu. Şehitlerimiz için Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize Allah’tan şifa diliyorum. İyi ki onlar sokağa çıktılar, iyi ki direndiler. İyi ki hep beraber hain darbecilere karşı direndik ve bu güzel ülkede ki o geceyi Allah’ın da yardımıyla hep beraber püskürttük.

 

Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu başkanı olarak, Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaklaşık 7 yıldır Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanıyım. Neredeyse her iki ayda bir Azerbaycan’a gidip geliyorum. Azerbaycan Türkiye için son derece önemli bir Ülke. Yeryüzündeki en önemli, en yakın, dostluktan öte kardeşimiz olarak gördüğümüz Ülke.

 

Aynı dilden, aynı dinden, aynı soydan, aynı kültürden neşet etmiş “Tek Millet, İki Devlet” olarak nitelendirdiğimiz iki bağımsız ülke. Azerbaycan Güney Kafkasya’nın yıldızı, Türkiye Orta Doğunun ve Dünyanın yükselen yıldızı. Gerçekten hem iki ülke bir yandan ekonomik, sosyal, toplumsal ve dünya siyasi konjonktüründe yükselirken bir yandan da aralarındaki ilişkiler Allah nazardan saklasın fevkalade iyi bir noktada. Tabi aramızda çok önemli ticari ve ekonomik bağlantılar da var, köprüler de var. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattıyla 2006’da Bakü Azerbaycan petrolü Türkiye’ye Ceyhan’a akmaya başladı ve o günden bugüne yani yaklaşık 12 yıldır 3 milyar varile yakın petrol aktı.

 

Ora da Ceyhan’da özellikle Enerji Endüstri Bölgesinde yapılacak petrokimya tesisleriyle inşallah Azerbaycan Petrolü katma değeri yüksek ürüne dönüşecek ve bundan hem Türkiye hem Azerbaycan hem de dünya, insanlık istifade edecek. Tabi insanlığın istifade edeceği çok ortak projemiz de var. Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu geçtiğimiz Ekim ayında 31 Ekim’de Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip ERDOĞAN, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham ALİYEV, Gürcistan Cumhurbaşkanı ve Özbekistan Başbakanı ile beraber açılan Bakü-Tiflis-Kars Demir Yoluyla Londra ile Pekin arasında kesintisiz demir yolu bağlantısı sağlanmış oluyor. Bunun hem insan taşımacılığı hem ticari transporta çok önemli katkılar sağlayacağını rahatlıkla söylemek mümkün. . Yine insanlığa hizmet eden bir başka proje TANAP Projesi Bakü’den Azerbaycan’dan çıkan doğal gaz Avrupa’nın içlerine kadar önemli ölçüde Türkiye üzerinden taşınacak. Dolayısıyla Azerbaycan’ın doğal gazı Avrupa’yı hem ısıtacak, hem sanayisi hem de ticari hacmiyle ilgili çok önemli bir kazanım sağlayacak. Bunda Türkiye’nin de çok önemli bir rolü var. Yine Bakü-Tiflis-Erzurum arasında doğalgaz hattımız var. Bütün bu hizmetlerden Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olarak büyük gurur ve onur duyuyorum.

 

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler

Komisyonu Başkanlığı ve Uyuşturucu ile Mücadele Kurulu Başkanlığı yaptığınızı biliyoruz. ‘’Madde bağımlılığının temelinde aile unsuru var’’ Edindiğiniz tecrübelerden yola çıkarak bağımlılık nasıl başlar ve bu aşamadaki insanlara ve ailelerine neler tavsiye edersiniz?

Evet şu anda Bağımlılıkla Mücadele Kurulu Başkanıyım. Biliyorsunuz Hükümetimiz uyuşturucu ve madde bağımlılığı ile mücadeleyi çok önemsiyor.

 

Bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyla ilgili, ilgililere talimat verdiğini bütün kamuoyu biliyor. Bizler de Hükümet olarak ve Parlamento olarak bu konuya çok yoğun bir mesai sarf ediyoruz. Bildiğiniz gibi 2014’de Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı oluşmuştu ve Uyuşturucu Mücadele Kurul Başkanlığı yapmıştım.

 

Çok önemli adımlar attık. Geçtiğimiz Aralık ayında Başbakanımız Sayın Binali YILDIRIM’ın imzasıyla bir Başbakanlık Genelgesi yayınlandı ve uyuşturucu ile mücadele, bağımlılıkla mücadele şekline dönüştü. Dolayısıyla sadece uyuşturucu ile mücadele değil aynı zamanda sigara ile mücadele, alkolle mücadele, uyuşturucu ile mücadele, teknoloji bağımlılığı ile mücadele ve kumar alışkanlığıyla mücadele gibi farklı bağımlılık türleri ile ilgili de Hükümetimiz çok önemli bir çalışma yürütüyor. Bura da tabi kritik nokta aile. Uyuşturucu bağımlılarına baktığımızda özellikle iki unsurun öne çıktığını görüyoruz. Bir tanesi merak, diğeri arkadaş. Ama ailenin bilhassa koruyucu özelliğine dikkat çekmek istiyorum.

 

Bakıldığı zaman mutlu aileler, çocuklarıyla ilgili aileler, çocuklarıyla sosyal diyaloğu yüksek ailelerde uyuşturucu riskinin ve bağımlılık riskinin çok az olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bağımlılıkla mücadele de tabi ki kritik kavşak noktaları var. Devlete düşen görevler var, topluma düşen görevler var, şahsın kendisine düşen görevler var. Ama en önemli görev aileye düşüyor. Aile çocuğunu dışlamayacak, çocuğunu bilinçli bir evlat olarak yetiştirecek ve çocuğuyla sosyal diyalog kuracak. Bunu yaptığı zaman o zaman uyuşturucu ile ciddi bir şekilde mücadele etmiş olur. Tabi okul, aile ve öğrenci ilişkisi de çok önemli. Bunun sağlanması halinde uyuşturucu ve diğer bağımlılıklarla ciddi ölçüde mücadele etmiş oluruz. Dolayısıyla ailelere öncelikle soğukkanlı olmalarını, panik yapmamalarını, çocuklarıyla kaliteli ilişki kurmalarını ve çocuklarına krizle baş edebilme becerisini kazandırmalarını tavsiye ederim.

 

Bir de şunu söylemek isterim, anneler ve babaların kendileri ne yaparsa çocukları da onu yaparlar. Elinde televizyon kumandası olan bir annenin çocuğunu bilgisayarın başından kaldırması ne kadar zorsa, elinde ve cebinde sigara paketi ile gezen bir babanın da çocuğunu bağımlılıkla ilgili konulardan o kadar zor uzaklaştıracağını asla unutmamaları gerektiğini ifade etmek isterim.

 

Çocuklarının hayatında boşluk bırakmamalarını, boşluğu doldurmalarını ve onlara gerçekten hayatın güzelliklerini tadabilecekleri reel gerçek hayatın spor, sohbet aktivite alışkanlıkları kazandırmalarının çok önemli olduğunu söyleyebilirim.

 

Peki uyuşturucu konusunda ne durumdayız?

Uyuşturucu konusunda Avrupa’ya göre daha iyi bir konumdayız. Bir kez deneme oranı itibarı ile yapılan araştırmada 15 ile 24 yaş arasında yani uyuşturucunun en riskli olduğu yaş grubunda Türkiye’de oran %2.7 Avrupa’da bu oran % 22’ler civarında. Ama “biz rakamsal olarak iyi bir durumdayız” diye bu konularla ilgili üzerimize düşenleri yapmaktan kaçınmamalıyız.

 

Zira Türkiye genç bir nüfusa sahip ve özellikle yasa dışı afyon üretiminin % 93’nün üretildiği Afganistan’dan batı ülkelerine geçiş güzergahı üzerinde olması sebebiyle Türkiye’nin bilhassa başta uyuşturucu olmak üzere her türlü bağımlılıkla etkili bir şekilde mücadele etmesi gerektiği de son derece açık.

Bu konuda uygulanan cezalar nelerdir? Kullanıcı ve satıcılara ne tür cezalar veriliyor?

Bu konuda cezai müeyyidelerle ilgili artışlar oldu. 2014 yılında bir yasal düzenleme yapıldı. Cezalar hem satıcılarla ilgili hem kullanımla ilgili bir takım cezai müeyyideler de artışlar oldu. Bilhassa defalarca denetimli serbestlik hükmünden bir kez denetimli serbestliğe geçiş oldu. Bu ceza konusunda çok etkili bir şekilde mücadele ediliyor. Ama tabi sadece olay cezayla da bitmiyor.

Herkesin başına bir polis veya yargıç vermek mümkün değil. O halde bilhassa çocukları ve gençleri başta uyuşturucu olmak üzere her türlü madde bağımlılığı ile kendisinin de bireysel anlamda mücadele etme yeteneğini geliştirmek gerekiyor. Burada da mücadeleyi sigaradan başlatmak lazım. Zira sigara bağımlılığın başlangıç noktası gibi. Yapılan araştırmalar göstermiş ki uyuşturucu kullananların hemen hemen hepsi sigara içiyor. Sigara içenlerde de uyuşturucu bağımlısı olma riski 16 kat daha fazla. Alkol kullananlarda da uyuşturucu bağımlısı olma riski 9 kat daha fazla. Dolayısıyla sigara ve alkolle özellikle gençler için gençlerin sigara ve alkolle mücadelesi aynı zamanda uyuşturucu ile mücadele etmesi anlamına da geliyor. İnşallah şu anda Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Hükümetimiz, Parlamentomuz çok yoğun bir şekilde bu konuya duyarlı. Bu konuyla ilgili çalışan toplumsal örgütlerimiz de var. Başta Yeşilay olmak üzere. Onlar çok yoğun bir gayret içerisinde. Ama hepimizin üzerine çok önemli görevler düşüyor. Medyaya çok yoğun görevler düşüyor. Hepimiz üzerimize düşeni yapar isek inanıyorum ki Türkiye bağımlılıkla mücadelede yeni bir başarı hikayesi yazacaktır.